­5982 SAYILI YASAYLA KABUL EDİLEN ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİN GETİRDİĞİ YENİLİKLER VE REFERANDUM KONUSU

Hüseyin BİLGİN

27.07.2010
­5982 SAYILI YASAYLA KABUL EDİLEN ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİN GETİRDİĞİ YENİLİKLER VE REFERANDUM KONUSU  
 
  Hüseyin BİLGİN
 Denizli İdare Mahkemesi Hakimi
 
Giriş
5982 sayılı Yasa, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun adını taşımakta olup, Türkiye Büyük Millet Meclisinde oldukça yoğun ve tartışmalı günlerden sonra 07.05.2010 tarihinde kabul edilmiş ve sayın Cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra 13 Mayıs 2010 gün ve  27580 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış ancak henüz yürürlüğe girmemiştir. Anılan anayasa değişikliğinin yürürlüğe girebilmesi için  yapılacak olan halk oylamasında yarıdan 1 fazla oyun “evet” şeklinde olması gerekmektedir.
 
Çalışmamızda, 5982 sayılı Yasayla getirilen değişikliklerin neler olduğu, bu değişikliklerin getirdiği yenilikleri ve referandum sorunu ile bundan sonra ne olacağı hususları ele alınmıştır.
 
A-    5982 sayılı Yasa ile Getirilen Yenilikler
1-5982 sayılı Yasa’nın 1. maddesiyle, 1982 Anayasası’nın  “Kanun Önünde Eşitlik” başlığını taşıyan 10. maddesinde değişiklik yapılmıştır. Buna göre, anılan maddenin 2. fıkrasındaki “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.” cümlesinden sonra gelmek üzere, “Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.” cümlesi eklenmiş ve bu fıkradan sonra gelmek üzere “Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.” şeklinde yeni fıkra eklenmiştir.
Maddede yapılan değişikle birlikte, kadın erkek eşitliğini sağlamak amacıyla Devlet tarafından getirilen bazı yeniliklerin kadın erkek eşitliğine aykırı olmayacağı ifade edilerek özellikle kadınlar lehine yapılması hedeflenen bazı düzenlemelerin anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmesinin önüne geçilmek amaçlanmıştır. Aynı amaçla, durumları gereği bakıma muhtaç olan kişiler lehine yapılan düzenlemelerin de anayasada düzenlenen  eşitlik ilkesini bozmayacağı ifade edilmiştir. Bakıma muhtaç olan bu kişilerin kimler olduğu hususu da anayasa koyucu tarafından sayılmış ve çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp  vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler şeklinde ifade edilmiştir.
 
2- 1982 Anayasası’nın 20. maddesinde “Özel Hayatın Gizliliği” başlığı altında özel hayatın gizliliğinin esas olduğu ifade edilmiştir. 5982 sayılı Yasa’nın 2. maddesiyle anılan 20. maddeye “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” fıkrası maddeye eklenmiştir.
Maddede yapılan değişiklikle birlikte, kişisel  verilerin korunması hususu Anayasal güvence altına alınmıştır. Buna göre, herkes kendi kişisel verilenin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Kişisel verilere ilişkin bilgilere erişme, veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilerin düzeltilmesini yada silinmesini isteme, amaçları doğrultusunda kullanıp kullanılmadığını öğrenme madde kapsamına alınmıştır. Ayrıca kişisel verilerin korunması ile ilgili esasların kanunla düzenleneceği ifade edilmiştir. Demek ki, 5982 sayılı Yasa ile kabul edilen anayasa değişikliğinin yürürlüğe girmesinden sonra yasa koyucunun kişisel verilerin korunması ile ilgili yeni düzenleme yapması gerekmektedir.
 
3- 1982 Anayasasının 23. maddesi “Yerleşme ve Seyahat Hürriyeti” başlığını taşımakta olup yerleşme ve seyahat özgürlüğünü düzenlemektedir. 5982 sayılı Yasa’nın 3. maddesiyle anılan maddenin 5. fıkrası değiştirilmiştir. Değişiklik öncesi, 5. fıkra hükmü, “Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, vatandaşlık ödevi yada ceza soruşturması veya kovuşturması sebebiyle sınırlanabilir.” şeklinde iken, “Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir.” şeklinde değiştirilmiştir.
Maddede yapılan değişiklikle birlikte, artık yurt dışına çıkma özgürlüğünün kısıtlanması için mutlaka hakim kararı gerekecektir. Oysa bu düzenlemeden önce, idarelerde yurt dışına çıkış yasağı kararı alabiliyordu. Örneğin 6183 sayılı Yasa uyarınca 100.000,00 TL den fazla vergi borcu olanlara idareler yurt dışına çıkış yasağı koyabiliyordu[1]. Yeni düzenlemeyle yurt dışı çıkış yasağı koyulabilecek hallerde sınırlandırılarak ancak suç soruşturması veya kovuşturması hallerinde yurt dışına çıkış yasağı getireceği hükmü getirilmiştir. Anayasa değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra yurt dışı çıkış yasağı koyma yetkisini idarelere veren düzenlemelerinde değiştirilmesi gerekir. Eğer idareler kanunda hüküm olduğundan bahisle yurt dışına çıkış yasağı kararı alırsa bu karara karşı açılan davalarda mahkemeler doğrudan anayasa hükmünü esas alarak iptal kararı verebileceği gibi, ilgili yasa hükmünün iptali istemiyle itirazen Anayasa Mahkemesine de gidebilir.
 
4- 1982 Anayasası’nın “Ailenin Korunması” başlıklı 41. maddesinde, 5982 sayılı Yasa’nın 4. maddesiyle değişiklik yapılmıştır. Öncelikle madde başlığı “Ailenin korunması ve çocuk hakları” şeklinde değiştirilmiş ve mevcut düzenlemeye iki yeni fıkra eklenmiştir. Yeni eklenen fıkralar: “Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir. Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.” Yeni düzenleme ile birlikte, ailenin korunması başlıklı maddeye çocukların korunması konusu da eklenerek madde başlığında da belirtildiği üzere, çocukların sahip olması gereken temel hakları ve Devletin çocukları koruma adına çeşitli tedbirler alması gerektiği özellikle    vurgulamıştır.
 
5- 1982 Anayasası’nın 51. maddesi “Sendika Kurma Hakkı” başlığını taşımaktadır. Anılan maddenin 4. fıkrası 5982 sayılı Yasa’nın 5. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. 5982 sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırılan fıkra hükmü, “Aynı zamanda ve aynı iş kolunda birden fazla sendikaya üye olunamaz.” şeklindeydi. Bu fıkranın yürürlükten kaldırılmasıyla birlikte aynı zamanda aynı iş kolunda birden fazla sendikaya üye olabilmenin yolu açılmış olacaktır. Ancak bu değişikliğin hayata geçebilmesi için, anayasa değişikliğine uygun olarak gerekli yasal düzenlemelerin ve/veya değişikliklerin yapılması gerekmektedir.
 
6- 1982 Anayasasının 53. maddesi “Toplu İş Sözleşmesi Hakkı” başlığını taşımaktaydı. 5982 sayılı Yasa’nın 6. maddesiyle madde  başlığı  “Toplu İş Sözleşmesi ve Toplu Sözleşme Hakkı” olarak değiştirilmiş, üçüncü ve dördüncü fıkraları olan “128 inci maddenin ilk fıkrası kapsamına giren kamu görevlilerinin kanunla kendi aralarında kurmalarına cevaz verilecek olan ve bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları ile 54 üncü madde hükümlerine tabi olmayan sendikalar ve üst kuruluşları, üyeleri adına yargı mercilerine başvurabilir ve İdareyle amaçları doğrultusunda toplu görüşme yapabilirler. Toplu görüşme sonunda anlaşmaya varılırsa düzenlenecek mutabakat metni taraflarca imzalanır. Bu mutabakat metni, uygun idari veya kanuni düzenlemenin yapılabilmesi için Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Toplu görüşme sonunda mutabakat metni imzalanmamışsa anlaşma ve anlaşmazlık noktaları da taraflarca imzalanacak bir tutanakla Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usuller kanunla düzenlenir. Aynı iş yerinde, aynı dönem için, birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılamaz ve uygulanamaz.” fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır. Yürürlükten kaldırılan bu fıkralar yerine ise; “Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir. Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.” fıkraları getirilmiştir.
Maddede yapılan değişiklikle birlikte, memurlar ve diğer kamu görevlilerine toplu sözleşme hakkı verilmiştir. Değişiklik öncesi düzenlemeye göre; memurlar ilgili idare ile toplu görüşme yapıyor, görüşme sonrasında uzlaşma olmaması halinde uzlaşılamayan hususlar tutanakla tespit edilerek dosya uzlaştırma kuruluna sunuluyordu. Uzlaştırma kurulunun uyuşulmayan konularda vereceği kararlar ise, ilgili idareyi (hükümeti) bağlamıyordu. Uygulamada özellikle memur maaşlarına yapılacak zamların belirlenmesinde uzlaştırma kurulunun tavsiyelerine hükümet uymuyordu. Ancak, son yapılan değişiklikle birlikte artık uzlaşılamayan konular hakkında Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvuru yapılacak ve bu kurulun kararları hükümeti de bağlayacaktır. Aslında bu değişikliğin kabul edilmesiyle birlikte memurlar ve diğer kamu görevlilerinin maaşlarında Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları uyarınca bir artışa gidilecektir. Zira uzlaştırma kurulu her zaman hükümetin önerdiğinden daha yüksek zam önerisi getiriyor ancak hükümet bu öneriyi kabul etmiyordu, ancak artık uzlaştırma kurulu yerine kurulacak olan Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları bağlayıcı olacaktır. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu da uzlaştırma kurulları gibi hükümetin getirdiği öneriden daha yüksek zamlar önerdiği takdirde, kamu görevlilerine belirtilen zamlar yapılmak zorunda kalınacaktır.
 
7- 1982 Anayasası’nın 54. maddesi “Grev Hakkı ve Lokavt” başlığını taşımaktadır. 5982 sayılı Yasa’nın 7. maddesiyle anılan madde hükmünün “Grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu, grev uygulanan işyerinde sebep oldukları maddi zarardan sendika sorumludur.” şeklindeki 3. fıkrası ile “Siyasi amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verimi düşürme ve diğer direnişler yapılamaz.” şeklindeki 7. fıkra hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır.
Yürürlükten kaldırılan bu iki fıkra hükmü ile sendikaların sorumluluklarının kapsamı daraltılacaktır. Zira, kötü niyetli kişilerin verdikleri zararlardan sendikanın sorumlu tutulması sendikaları grev kararı alamaz hale getirebilecektir. Gerçi madde hükmünde sendikanın veya üyesi işçilerin kasıtlı hareket etmesi ve kusurlu olması halinde sendikaların sorumlu olacağı ifade edilmişse de, bu sorumluluklar sendikacılık ve sendikal faaliyetlerin sonunu getirebilecek ağırlıkta olabilir. Aynı şekilde yürürlükten kaldırılan 7. fıkra hükmüyle grev hakkının kullanılması konusundaki sıkıntılar giderilmek istenilmiştir.
 
8- 1982 Anayasası’nın 74. maddesi “Dilekçe Hakkı” başlığını taşımaktaydı. 5982 sayılı Yasa’nın 8. maddesiyle madde başlığı, “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” olarak değiştirilmiş ve maddeye bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkıyla ilgili yeni fıkralar eklenmiştir. Buna göre; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. Kamu Başdenetçisi Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından gizli oyla dört yıl için seçilir. İlk iki oylamada üye tamsayısının üçte iki ve üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır. Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılır; dördüncü oylamada en fazla oy alan aday seçilmiş olur. Bu maddede sayılan hakların kullanılma biçimi, Kamu Denetçiliği Kurumunun kuruluşu, görevi, çalışması, inceleme sonucunda yapacağı işlemler ile Kamu Başdenetçisi ve kamu denetçilerinin nitelikleri, seçimi ve özlük haklarına ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.” şeklinde yeni fıkralar eklenmiştir.
Maddede yapılan değişiklikle birlikte, 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu ile düzenlenen ve vatandaşların ilgili idarelerden kendileri ile ilgili tüm bilgi - belgeleri isteme hakkı anayasal düzenleme haline getirilmiştir. Aynı şekilde madde metninde Kamu Denetçiliği konusu düzenlenmiştir. Kamu Denetçiliği hususunda 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu çıkartılmasına rağmen, anılan Yasa Anayasa Mahkemesince anayasal dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle iptal edilmiştir[2]. Yeni düzenlemeyle birlikte kamu denetçiliği kurumu anayasal kimliğe kavuşturulmuştur.  Kamu Başdenetçisinin  Türkiye Büyük Millet Meclisince 4 yıl süre için seçileceği ve bu seçimin şekli konuları da aynı  maddede belirtilmiştir. Anayasa değişikliğinin kabul edilmesi halinde ise, 5548 sayılı Yasa’nın benzeri bir yasa daha çıkartılarak kamu denetçiliği kurumu işlevsel ve işler hale getirilmesi gerekmektedir.
 
9- 1982 Anayasası’nın 84. maddesi “Milletvekilliğin Düşmesi” başlığını taşımakta olup, milletvekilliğinin düşmesi halleri ve milletvekilliğinin düşürülmesinde yapılacak işlemleri düzenlemektedir. 5982 sayılı Yasa’nın 9. maddesiyle 84. maddenin “Partisinin temelli kapatılmasına beyan ve eylemleriyle sebep olduğu Anayasa Mahkemesinin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararında belirtilen milletvekilinin milletvekilliği, bu kararın Resmi Gazetede gerekçeli olarak yayımlandığı tarihte sona erer. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı bu kararın gereğini derhal yerine getirip Genel Kurula bilgi sunar.” şeklindeki son fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
Maddede yapılan değişiklikle birlikte, bir siyasi partinin Anayasa Mahkemesince kapatılması halinde kapatmaya beyan ve eylemleri ile neden olan milletvekillerinin milletvekilliklerinin düşürülmeyecektir. Milletvekili partisinin kapatılmasına neden olmuş olsa da, süresi sonuna kadar milletvekilliğini devam ettirecektir. Milletvekilliği devam eden  kişi başka bir siyasi partiye de üye olabilecektir.
 
10- 1982 Anayasası’nın 94. maddesi, “Başkanlık Divanı” başlığı altında TBMM Başkanlık Divanı konusu düzenlenmektedir. 5982 sayılı Yasa’nın 10. maddesiyle Anayasanın 94. maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi “İlk seçilenlerin görev süresi iki, ikinci devre için seçilenlerin görev süresi üç yıldır.” şeklinde iken, “İlk seçilenlerin görev süresi iki yıldır, ikinci devre için seçilenlerin görev süresi ise o yasama döneminin sonuna kadar devam eder.” şeklinde değiştirilmiştir. Aslında bu değişiklik 5678 sayılı Yasa ile 1982 Anayasası’nın 77. maddesinde yapılan değişikliğe paralel olarak yapılan bir değişikliktir. Zira, 5678 sayılı Yasa ile TBMM seçim süresi 5 yıldan 4 yıla düşürülmüştür. Buna bağlı olarak başkanlık divanı süresi de azami 4 yıl olacaktır. Maddede ikinci dönem görev süresi içinde erken seçim ihtimalleri düşünülerek 2 yıl yerine o yasama dönemi sonuna kadar ifadesi kullanılmıştır.
 
11- 1982 Anayasası’nın 125. maddesi “yargı yolu” başlığı altında idarenin eylem ve işlemlerinin yargı denetimine tabi olduğu hususu düzenlemektedir.  5982 sayılı Yasa’nın 11. maddesiyle 125. maddenin “Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askeri Şuranın kararları yargı denetimi dışındadır.” şeklindeki 2. fıkrasına  “Ancak, Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açıktır.” şeklindeki cümle eklenmiş ve bu yolla artık Yüksek Askeri Şura tarafından verilen ihraç kararlarına karşı yargı yolu açılmıştır. Ülkemizde çeşitli dönemlerde Türk Silahlı Kuvvetlerinden çok değişik gerekçelerle yapılan ihraçlarında yargı denetimine tabi tutulmaması nedeniyle sürekli tartışılmıştır. Bu değişiklik sonrası, bu tür tartışmaların önüne geçilmiş olacaktır.  Öte yandan bu ihraç kararlarına karşı başvuru yolu olacak olan Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin daha tarafsız ve daha bağımsız hale getirilmesi amacıyla ilgili anayasa maddesinde de aşağıda değineceğimiz değişiklik yapılmıştır. Kanaatimizce, AYİM de tamamen kaldırılarak askerin idari eylem ve işlemlerine karşı açılacak olan davalarında görüm ve çözümü sivil idari yargı yerlerince yapılmalıdır.
      Aynı maddenin  dördüncü fıkrasının birinci cümlesi, “Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.” şeklinde iken, “Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz.” şeklinde değiştirilmiştir. Anılan değişiklikle birlikte, yargı yerlerinin idarelerin yerine karar veremeyeceği ve yerindelik denetimi yapamayacağı hususu anayasal bir ilke[3] olarak ifade edilerek  vurgulanmıştır.
 
12-1982 Anayasası’nın “Kamu Hizmeti Görevlileriyle İlgili Hükümler” üst başlıklı ve “Genel İlkeler” başlıklı 128. maddesinde; “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.” şeklindeki  2. fıkrasına  “Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.” cümlesi eklenmiştir. Anılan değişiklikte yukarıda bahsettiğimiz 1982 Anayasası’nın 53. maddesinde yapılan değişikliğe paralel olarak getirilmiştir. Zira, 53. madde hükmünde yapılan değişiklikle beraber memurlara toplu sözleşme hakkı tanınmaktadı ve bu sözleşme hükümlerinin de bağlayıcılığı bulunuyordu.
 
13- 1982 Anayasası’nın 129. maddesi kamu görevlilerinin görev, sorumlulukları ve disiplin kovuşturmalarında güvence konularını düzenlemektedir. Anılan maddenin 3. fıkrası “Uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz.” şeklinde iken, “Disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz.” şeklinde değiştirilmiştir.
Anılan değişiklikle birlikte 657 sayılı Yasa’nın 125. maddesinin A ve B bentleri uyarınca verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı da yargı yolu açılmıştır. Ancak bunun için mevcut 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun ilgili hükümlerinde[4] de değişiklik yapılması gerekmektedir.
Öte yandan Anayasa değişikliğinin kabul edilmesi ve 657 sayılı Yasa’da gerekli değişikliklerin yapılması üzerine uyarma – kınama cezalarına karşı yargı yolu açılacak ve bu durumda idari yargı yerlerinin iş yükünün artmasına neden olacaktır. İdare mahkemelerinin iş yükündeki artışa paralel olarak Danıştay’ın iş yükü de artacaktır. Bu nedenle yasa koyucu Danıştay’ın iş yükünde azalma sağlamak amacıyla mevcut bölge idare mahkemelerinin iş yükünü artırmalı ve bölge idare mahkemelerine istinaf mahkemesi niteliği kazandırmalıdır.
 
14- 1982 Anayasası’nın “Hakim ve Savcıların Denetimi” başlıklı 144. maddesi “Hakim ve savcıların görevlerini; kanun, tüzük, yönetmeliklere ve genelgelere (Hakimler için idari nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme; görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma, Adalet Bakanlığının izni ile adalet müfettişleri tarafından yapılır. Adalet Bakanı soruşturma ve inceleme işlemlerini, hakkında soruşturma ve inceleme yapılacak olandan daha kıdemli hakim veya savcı eliyle de yaptırabilir.” şeklinde iken, 5982 sayılı Yasa’nın 14. maddesiyle madde başlığı ile birlikte değiştirilmiş ve “Adalet hizmetlerinin denetimi” başlığı altında, “Adalet hizmetleri ile savcıların idarî görevleri yönünden Adalet Bakanlığınca denetimi, adalet müfettişleri ile hâkim ve savcı mesleğinden olan iç denetçiler; araştırma, inceleme ve soruşturma işlemleri ise adalet müfettişleri eliyle yapılır. Buna ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.” şeklinde değiştirilmiştir.
Mevcut düzenlemeye göre tüm hakim ve savcılar hakkında inceleme, araştırma ve soruşturmalar Adalet Bakanlığı’nın izni ile adalet müfettişleri vasıtasıyla yapılmakta ve adalet müfettişleri de teftiş kurulu başkanlığı vasıtasıyla adalet bakanlığına bağlı çalışmakta iken, anılan değişiklikle birlikte, aşağıda inceleyeceğimiz 1982 Anayasası’nın 159. maddesinde yapılan değişikliğe paralel bir düzenleme getirilmiştir. 159. maddede yapılan değişiklikle teftiş yetkisi Adalet Bakanlığından alınarak HSYK’ya verildiğinden HSYK’ya bağlı olacak müfettişlerin yapacakları denetim dışında kalan ve yargısal faaliyetlerle ilgili olmayan hususların denetimi konusu 144. maddede düzenlenmiştir.
 
15- 1982 Anayasası’nın 145. maddesi “Askeri Yargı” konusunu düzenlemekte olup, 5982 sayılı Yasa’nın 15. maddesiyle madde tamamıyla değiştirilmiştir. Değişiklik öncesi madde metni; “Askeri yargı, askeri mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler, asker kişilerin; askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler. Askeri mahkemeler, asker olmayan kişilerin özel kanunda belirtilen askeri suçları ile kanunda gösterilen görevlerini ifa ettikleri sırada veya kanunda gösterilen askeri mahallerde askerlere karşı işledikleri suçlara da bakmakla görevlidirler. Askeri mahkemelerin savaş veya sıkıyönetim hallerinde hangi suçlar ve hangi kişiler bakımından yetkili oldukları; kuruluşları ve gerektiğinde bu mahkemelerde adli yargı hakim ve savcılarının görevlendirilmeleri kanunla düzenlenir. Askeri yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, askeri hakimlerin özlük işleri askeri savcılık görevlerini yapan askeri hakimlerin mahkemesinde görevli bulundukları komutanlık ile ilişkileri, mahkemelerin bağımsızlığı, hakimlik teminatı, askerlik hizmetinin gereklerine göre kanunla düzenlenir. Kanun, ayrıca askeri hakimlerin yargı hizmeti dışındaki askeri hizmetler yönünden askeri hizmetlerin gereklerine göre teşkilatında görevli bulundukları komutanlık ile olan ilişkilerini de gösterir.” şeklinde iken, anılan değişiklik sonrasında; “Askerî yargı, askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler; asker kişiler tarafından işlenen askerî suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidir. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her halde adliye mahkemelerinde görülür. Savaş hali haricinde, asker olmayan kişiler askerî mahkemelerde yargılanamaz. Askerî mahkemelerin savaş halinde hangi suçlar ve hangi kişiler bakımından yetkili oldukları; kuruluşları ve gerektiğinde bu mahkemelerde adlî yargı hâkim ve savcılarının görevlendirilmeleri kanunla düzenlenir. Askerî yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, askerî hâkimlerin özlük işleri, askerî savcılık görevlerini yapan askerî hâkimlerin görevli bulundukları komutanlıkla ilişkileri, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.” şeklinde değiştirilmiştir.
Maddede yapılan değişikliğe baktığımızda ise, askeri yargı yerlerinin görev alanında daraltma yapılmış ve özellikle “…Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her halde adliye mahkemelerinde görülür. Savaş hali haricinde, asker olmayan kişiler askerî mahkemelerde yargılanamaz…” hususları vurgulanmıştır. Buna göre, asker kişiler tarafından Devletin güvenliğine yada anayasal düzene karşı suç işlenilmesi durumunda suç işleyenler askeri mahkemeler yerine adli yargı yerlerinde yargılanacaktır. Bu değişikliğe paralel olarak Türk Ceza Kanunu’nun ilgili hükümleri de yeniden değiştirilmelidir. Nitekim, daha önce yasama organınca asker kişilerin Devletin güvenliğine karşı işledikleri suçlarla ilgili adli yargı yerlerini görevli görmesine ilişkin düzenlemenin Anayasa Mahkemesince[5] iptal edilmişti.
 
16- 1982 Anayasası’nın 146. maddesi “Yüksek Mahkemeler” üst başlığı altında Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu konusunu düzenlemekte iken, 5982 sayılı Yasa’nın 16. maddesiyle tamamen değiştirilmiştir[6]. Anılan değişiklik öncesinde madde hükmü;  “Anayasa Mahkemesi onbir asıl ve dört yedek üyeden kurulur. Cumhurbaşkanı, iki asıl ve iki yedek üyeyi Yargıtay, iki asıl ve bir yedek üyeyi Danıştay, birer asıl üyeyi Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurullarınca kendi Başkan ve üyeleri arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğu ile her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; bir asıl üyeyi ise Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan Yükseköğretim kurumları öğretim üyeleri içinde göstereceği üç aday arasından; üç asıl ve bir yedek üyeyi üst kademe yöneticileri ile avukatlar arasından seçer. Yükseköğretim kurumları öğretim üyeleri ile üst kademe yöneticileri ve avukatların Anayasa Mahkemesine asıl ve yedek üye seçilebilmeleri için, kırk yaşını doldurmuş, yükseköğrenim görmüş veya öğrenim kurumlarında en az onbeş yıl öğretim üyeliği veya kamu hizmetinde en az onbeş yıl fiilen çalışmış veya en az onbeş yıl avukatlık yapmış olmak şarttır. Anayasa Mahkemesi, asıl üyeleri arasından gizli oyla ve üye tamsayısının salt çoğunluğu ile dört yıl için bir Başkan ve bir Başkanvekili seçer. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler. Anayasa Mahkemesi üyeleri, asli görevleri dışında resmi veya özel hiçbir görev alamazlar.” şeklinde iken, “Anayasa Mahkemesi onyedi üyeden kurulur. Türkiye Büyük Millet Meclisi; iki üyeyi Sayıştay Genel Kurulunun kendi başkan ve üyeleri arasından, her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden, bir üyeyi ise baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday içinden yapacağı gizli oylamayla seçer. Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılacak bu seçimde, her boş üyelik için ilk oylamada üye tam sayısının üçte iki ve ikinci oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır. İkinci oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için üçüncü oylama yapılır; üçüncü oylamada en fazla oy alan aday üye seçilmiş olur. Cumhurbaşkanı; üç üyeyi Yargıtay, iki üyeyi Danıştay, bir üyeyi Askerî Yargıtay, bir üyeyi Askerî Yüksek İdare Mahkemesi genel kurullarınca kendi başkan ve üyeleri arasından her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; en az ikisi hukukçu olmak üzere üç üyeyi Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri arasından göstereceği üçer aday içinden; dört üyeyi üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, birinci sınıf hâkim ve savcılar ile en az beş yıl raportörlük yapmış Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından seçer. ...[7] en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır. Baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday için yapılacak seçimde de her bir baro başkanı ancak bir aday için oy kullanabilir ve en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır. Anayasa Mahkemesine üye seçilebilmek için, kırkbeş yaşın doldurulmuş olması kaydıyla; yükseköğretim kurumları öğretim üyelerinin profesör veya doçent unvanını kazanmış, avukatların en az yirmi yıl fiilen avukatlık yapmış, üst kademe yöneticilerinin yükseköğrenim görmüş ve en az yirmi yıl kamu hizmetinde fiilen çalışmış, birinci sınıf hâkim ve savcıların adaylık dahil en az yirmi yıl çalışmış olması şarttır. Anayasa Mahkemesi üyeleri arasından gizli oyla ve üye tam sayısının salt çoğunluğu ile dört yıl için bir Başkan ve iki başkan vekili seçilir. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler. Anayasa Mahkemesi üyeleri aslî görevleri dışında resmi veya özel hiçbir görev alamazlar.” şeklini almıştır. Anılan değişikliklere baktığımızda ise;
- Anayasa Mahkemesinin üye sayısı değiştirilmiştir. Anayasa Mahkemesi 11 asil 4 yedek üyeden oluşmakta iken, değişiklikle birlikte yedek üyelik müessesesi kaldırılmış ve mahkemenin 17 üyeden oluşturulmuştur.
- Üyelerin seçim şekilleri ve oluşum biçimleri değiştirilmiştir. Buna göre, değişiklik öncesinde, Cumhurbaşkanı, iki asıl ve iki yedek üyeyi Yargıtay, iki asıl ve bir yedek üyeyi Danıştay, birer asıl üyeyi Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurullarınca kendi Başkan ve üyeleri arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğu ile her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; bir asıl üyeyi ise Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan Yükseköğretim kurumları öğretim üyeleri içinde göstereceği üç aday arasından; üç asıl ve bir yedek üyeyi üst kademe yöneticileri ile avukatlar arasından seçmekte iken, değişiklik sonrasında, Türkiye Büyük Millet Meclisine de Anayasa Mahkemesine üye seçme hakkı verilmiş ve TBMM’nin iki üyeyi Sayıştay Genel Kurulunun kendi başkan ve üyeleri arasından, her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden, bir üyeyi ise baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday içinden yapacağı gizli oylamayla seçeceği hükmü getirilmiş. Ayrıca kalan üyeleri ise, Cumhurbaşkanınca; üç üyeyi Yargıtay, iki üyeyi Danıştay, bir üyeyi Askerî Yargıtay, bir üyeyi Askerî Yüksek İdare Mahkemesi genel kurullarınca kendi başkan ve üyeleri arasından her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; en az ikisi hukukçu olmak üzere üç üyeyi Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri arasından göstereceği üçer aday içinden; dört üyeyi üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, birinci sınıf hâkim ve savcılar ile en az beş yıl raportörlük yapmış Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından seçeceği hükme bağlanmıştır. Anayasa Mahkemesinin 07.07.2010 tarihinde vermiş olduğu iptal kararından sonra artık Anayasa Mahkemesine  Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurulları ile Yükseköğretim Kurulundan tarafından üye seçimi yapılırken her mensubun bir adaya oy verme şartı kalkmıştır. İsteyen mensup birden fazla kişiye oy verebilecektir.
- Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurulları ile Yükseköğretim Kurulundaki aday belirleme usulü ve Cumhurbaşkanınca atanacak kişilerin taşıması gereken nitelikler konusu da anayasa hükmü olarak düzenlenmiştir.
-         Önceki düzenlemeden farklı olarak bir yerine iki adet başkan vekili seçilecektir.
 
17- 1982 Anayasası’nın 147. maddesi “Üyeliğin Sona Ermesi” başlığı altında Anayasa Mahkemeliği üyeliğinin sona ermesi konusunu düzenlemekte iken, 5982 sayılı Yasa’nın 17. maddesiyle 147 madde başlığı, “Üyelerin görev süresi ve üyeliğin sona ermesi” şeklinde değiştirilmiştir. Aynı maddenin “Anayasa Mahkemesi üyeleri altmış beş yaşını doldurunca emekliye ayrılırlar.” şeklindeki birinci fıkrası da, “Anayasa Mahkemesi üyeleri on iki yıl için seçilirler. Bir kimse iki defa Anayasa Mahkemesi üyesi seçilemez. Anayasa Mahkemesi üyeleri altmış beş yaşını doldurunca emekliye ayrılırlar. Zorunlu emeklilik yaşından önce görev süresi dolan üyelerin başka bir görevde çalışmaları ve özlük işleri kanunla düzenlenir.” şeklinde değiştirilmiştir. Maddede yapılan değişikliğe baktığımızda ise, Anayasa Mahkemesi üyeliği 12 yıl süre ile sınırlandırılmıştır. Değişiklik öncesi 65 yaş sınırı dışında bu şekilde bir süre sınırı yokken değişiklik sonrasında, Anayasa Mahkemesi üyeliği 12 yıllığına bir kez seçilecek bir makam haline dönüşmüş ve yine aynı şekilde 65 yaş sınırı da korunmuştur. Bir başka ifadeyle, 55 yaşında Anayasa Mahkemesi üyesi seçilen bir kişi 12 yıl sonra 67 yaşında değil yine 65 yaşında emekliye ayrılacaktır.
 
18- 1982 Anayasası’nın 148. maddesi “Anayasa Mahkemesi’nin Görev ve Yetkilerini” düzenlemektedir. Anılan maddede oldukça değişiklik yapılmıştır. Anılan değişikliklerin neler olduğuna gelmeden önce, maddenin önceki haline baktığımızda; “Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler. Ancak, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz. Kanunların şekil bakımından denetlenmesi, son oylamanın, öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı; Anayasa değişikliklerinde ise, teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır. Şekil bakımından denetleme, Cumhurbaşkanınca veya Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin beşte biri tarafından istenebilir. Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren on gün geçtikten sonra, şekil bozukluğuna dayalı iptal davası açılamaz; def'i yoluyla da ileri sürülemez. Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını, Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar.Yüce Divanda, savcılık görevini Cumhuriyet Başsavcısı veya Cumhuriyet Başsavcıvekili yapar. Yüce Divan kararları kesindir.Anayasa Mahkemesi, Anayasa ile verilen diğer görevleri de yerine getirir.” şeklinde olduğunu görürüz.
            Maddede yapılan değişikliklerin getirdiği yeniliklere baktığımızda ise;
Anayasa Mahkemesinin görevlerini düzenleyen 1. fıkrasındaki 1. cümlesinin sonuna “ve bireysel başvuruları karara bağlar” ibaresi eklenerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru imkanı getirilmiştir.
- Maddenin üçüncü fıkrasındaki “Cumhurbaşkanını” sözcüğünden sonra gelmek üzere “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanını,” ibaresi eklenerek TBMM Başkanının da görevleri ile ilgili suçlardan dolayı Anayasa Mahkemesince yüce divan sıfatıyla yargılayacağı hükme bağlanmıştır.
- Maddenin “Yüce Divan kararları kesindir.” şeklindeki 5. fıkrası, “Yüce Divan kararlarına karşı yeniden inceleme başvurusu yapılabilir. Genel Kurulun yeniden inceleme sonucunda verdiği kararlar kesindir.” şeklinde değiştirilmiştir. Buna göre, Yüce Divan kararlarına karşı bir sefere mahsus olmak üzere itiraz yolu açılmış ve itiraz üzerine Genel Kurul tarafından verilen kararların kesin olacağı ifade edilmiştir.
- Maddenin Anayasa Mahkemesinin kanunların ve anayasa değişikliklerine denetleme şekli ile ilgili ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere, “Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır. Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz. Bireysel başvuruya ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.” şeklindeki fıkralar eklenmiştir. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılabilecek olup, başvuru yapabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmesi gerekmektedir. Değişiklik sonrasında Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru konusu Anayasal dayanağa kavuşturulmuştur. Bireysel başvuru ile ilgili gerekli yasal düzenlemelerinde yapılması gerekmektedir.
- Anayasa Mahkemesinin yüce divan sıfatıyla görevleriyle ilgili suçlar nedeniyle yargılayacağı kişileri saydığı 3. fıkrasından sonra gelmek üzere, “Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ile Jandarma Genel Komutanı da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divanda yargılanırlar.” şeklinde yeni bir fıkra eklenmiştir. Kuvvet komutanları görevleriyle ilgili işledikleri suçlardan dolayı Anayasa Mahkemesinin yüce divan sıfatıyla yargılayacağı kişiler arasına dahil edilmiştir.
 
19- 1982 Anayasası’nın 149. maddesi Anayasa Mahkemesinin Çalışma ve Yargılama Usulü konusunu düzenlemektedir. Maddenin değişiklik öncesi hükmüne baktığımızda; “Anayasa Mahkemesi, Başkan ve on üye ile toplanır, salt çoğunluk ile karar verir. Anayasa değişikliklerinde iptale ve siyasi parti davalarında kapatılmaya karar verebilmesi için beşte üç oy çokluğu şarttır. Şekil bozukluğuna dayalı iptal davaları Anayasa Mahkemesince öncelikle incelenip karara bağlanır. Anayasa Mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usulleri kanunla; mahkemenin çalışma esasları ve üyeleri arasındaki işbölümü kendi yapacağı içtüzükle düzenlenir. Anayasa Mahkemesi Yüce Divan sıfatıyla baktığı davalar dışında kalan işleri dosya üzerinde inceler. Ancak, gerekli gördüğü hallerde sözlü açıklamalarını dinlemek üzere ilgilileri ve konu üzerinde bilgisi olanları çağırabilir ve siyasi partilerin temelli kapatılması veya kapatılmasına ilişkin davalarda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısından sonra kapatılması istenen siyasi partinin genel başkanlığının veya tayin edeceği bir vekilin savunmasını dinler.” şeklinde iken 5982 sayılı Yasa’nın 19. maddesi ile tamamen değiştirilmiştir. Maddenin yeni hali; “Anayasa Mahkemesi, iki bölüm ve Genel Kurul halinde çalışır. Bölümler, başkanvekili başkanlığında dört üyenin katılımıyla toplanır. Genel Kurul, Mahkeme Başkanının veya Başkanın belirleyeceği başkanvekilinin başkanlığında en az oniki üye ile toplanır. Bölümler ve Genel Kurul, kararlarını salt çoğunlukla alır. Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik incelemesi için komisyonlar oluşturulabilir. Siyasî partilere ilişkin dava ve başvurulara, iptal ve itiraz davaları ile Yüce Divan sıfatıyla yürütülecek yargılamalara Genel Kurulca bakılır, bireysel başvurular ise bölümlerce karara bağlanır. Anayasa değişikliğinde iptale, siyasî partilerin kapatılmasına ya da Devlet yardımından yoksun bırakılmasına karar verilebilmesi için toplantıya katılan üyelerin üçte iki oy çokluğu şarttır. Şekil bozukluğuna dayalı iptal davaları Anayasa Mahkemesince öncelikle incelenip karara bağlanır. Anayasa Mahkemesinin kuruluşu, Genel Kurul ve bölümlerin yargılama usulleri, Başkan, başkanvekilleri ve üyelerin disiplin işleri kanunla; Mahkemenin çalışma esasları, bölüm ve komisyonların oluşumu ve işbölümü kendi yapacağı İçtüzükle düzenlenir. Anayasa Mahkemesi Yüce Divan sıfatıyla baktığı davalar dışında kalan işleri dosya üzerinde inceler. Ancak, bireysel başvurularda duruşma yapılmasına karar verilebilir. Mahkeme ayrıca, gerekli gördüğü hallerde sözlü açıklamalarını dinlemek üzere ilgilileri ve konu üzerinde bilgisi olanları çağırabilir ve siyasî partilerin kapatılmasına ilişkin davalarda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısından sonra kapatılması istenen siyasî partinin genel başkanlığının veya tayin edeceği bir vekilin savunmasını dinler.” şeklindedir.
         Anılan değişiklikle birlikte getirilen yeniliklere baktığımızda ise ;
         - Anayasa Mahkemesi iki ayrı bölüme ayrılmıştır. Ayrıca bu iki bölümün birleşmesinden oluşan birde genel kurul bulunacaktır.
- Bölümler 1 başkan ve 4 üye ile, Genel Kurul ise 1 başkan ve 12 üyeden ile toplanacaktır. Toplantılarda karar yeter sayısı salt çoğunluk olacaktır. Bir başka ifadeyle bölümlerde 3 kişi, genel kurulda ise 7 kişi karar verilmesi için aynı yönde oy kullanmalıdır.
- Bireysel başvurulara bölümler bakacak iken,  parti kapatma davaları, iptal davaları, itiraz başvuruları ve yüce divan davalarına genel kurul bakacaktır.
- Anayasa değişiklikleri ve siyasi partilerle ilgili kararlar için üçte iki çoğunluk oyu gerekmektedir.
- Anayasa metninde Mahkemenin önüne gelen davalarda ne şekilde inceleme yapacağına ilişkin bir kısım düzenlemelere de yer verilmiştir.
 
20- 1982 Anayasası’nın 156. maddesi Askeri Yargıtay konusunu düzenlemektedir. Anılan maddenin son fıkrası “Askeri Yargıtay’ın kuruluşu, işleyişi, mensuplarının disiplin ve özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı, hakimlik teminatı ve askerlik hizmetlerinin gereklerine göre kanunla düzenlenir.” şeklinde iken, 5982 sayılı Yasa’nın 20. maddesiyle “Askerî Yargıtayın kuruluşu, işleyişi, mensuplarının disiplin ve özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.” şeklinde değiştirilmiştir. Anılan değişikliğe baktığımızda ise; Askeri Yargıtay’ın kuruluşu işleyişi, mensuplarının disiplin ve özlük işlerinin askerlik hizmetinin gereklerine göre düzenlenme esası anayasa metninden çıkartılmıştır. Bu şekilde yargının bağımsız ve tarafsız olması amaçlanmış ve yerinde bir düzenleme olmuştur. Kanaatimizce, gerek Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin gerekse Askeri Yargıtay’ın tamamen kaldırılması gerekmekte ise de, maalesef bu anayasa değişikliğinde bu isteğimiz gerçekleşmemiştir.
 
21- 1982 Anayasası’nın 157. maddesi Askeri Yüksek İdare Mahkemesini düzenlemektedir. Anılan maddenin son fıkrası; Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin kuruluşu, işleyişi, yargılama usulleri, mensuplarının disiplin ve özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı, hakimlik teminatı ve askerlik hizmetlerinin gereklerine göre kanunla düzenlenir.” şeklinde iken, 5982 sayılı Yasa’nın 21. maddesiyle, “Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin kuruluşu, işleyişi, yargılama usulleri, mensuplarının disiplin ve özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.” şeklinde değiştirilmiştir. Bir önceki maddede anlattığımız Askeri Yargıtay’a benzer düzenleme yapılmış ve aynı şekilde AYİM de görevli hakimlerinde bağımsız ve tarafsızlığı amaçlanmıştır.
 
22- 1982 Anayasası’nın 159. maddesi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu düzenlemektedir. Maddenin önceki hali; “Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar. Kurulun Başkanı, Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabii üyesidir. Kurulun üç asil ve üç yedek üyesi Yargıtay Genel Kurulunun, iki asıl ve iki yedek üyesi Danıştay Genel Kurulunun kendi üyeleri arasından, her üyelik için gösterecekleri üçer aday içinden Cumhurbaşkanınca, dört yıl için seçilir. Süresi biten üyeler yeniden seçilebilirler. Kurul, seçimle gelen asıl üyeleri arasından bir başkanvekili seçer. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu; adli ve idari yargı hakim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar. Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin veya bir hakimin veya savcının kadrosunun kaldırılması veya bir mahkemenin yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar. Ayrıca Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir. Kurul kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz. Kurulun görevlerini yerine getirmesi, seçim ve çalışma usulleriyle itirazların Kurul bünyesinde incelenmesi esasları kanunla düzenlenir. Adalet Bakanlığının merkez kuruluşunda geçici veya sürekli olarak çalıştırılacak hakim ve savcıların muvafakatlarını alarak atama yetkisi Adalet Bakanına aittir. Adalet Bakanı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun ilk toplantısında onaya sunulmak üzere gecikmesinde sakınca bulunan hallerde hizmetin aksamaması için hakim ve savcıları geçici yetki ile görevlendirebilir.” şeklinde iken, 5982 sayılı Yasa’nın 22. maddesiyle birçok açıdan değişikliğe uğramıştır. Maddenin yeni haline ve getirilen yeniliklere baktığımızda;
      - Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.
      -  Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yirmi iki asıl ve on iki yedek üyeden oluşur; üç daire halinde çalışır. Üye sayısı 22 asil ve 12 yedek olmak üzere 34’e çıkartılmış ve tek daire yerine 3 daire halinde çalışacağı hükme bağlanmıştır.
- Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir.
*  Kurulun diğer üyelerinin dağılımına gelince;
-  Dört asıl üyesi, nitelikleri kanunda belirtilen; yükseköğretim kurumlarının hukuk, dallarında görev yapan öğretim üyeleri,....[8] ile avukatlar arasından Cumhurbaşkanınca,
-   Üç asıl ve üç yedek üyesi Yargıtay üyeleri arasından Yargıtay Genel Kurulunca,
-   İki asıl ve iki yedek üyesi Danıştay üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca,
-  Bir asıl ve bir yedek üyesi Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulunca kendi üyeleri arasından,
-  Yedi asıl ve dört yedek üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adlî yargı hâkim ve savcıları arasından adlî yargı hâkim ve savcılarınca,
- Üç asıl ve iki yedek üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idarî yargı hâkim ve savcıları arasından idarî yargı hâkim ve savcılarınca, dört yıl için seçilir.
-  Süresi biten üyeler yeniden seçilebilir.
            -  Kurul üyeliği seçimi, üyelerin görev süresinin dolmasından önceki altmış gün içinde yapılır.
            - Cumhurbaşkanı tarafından seçilen üyelerin görev süreleri dolmadan Kurul üyeliğinin boşalması durumunda, boşalmayı takip eden altmış gün içinde, yeni üyelerin seçimi yapılır. Diğer üyeliklerin boşalması halinde, asıl üyenin yedeği tarafından kalan süre tamamlanır.
            - Yargıtay, Danıştay ve Türkiye Adalet Akademisi genel kurullarından seçilecek Kurul üyeliği için her üyenin, birinci sınıf adlî ve idarî yargı hâkim ve savcıları arasından seçilecek Kurul üyeliği için her hâkim ve savcının;.....[9] seçimlerde, en fazla oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilir. Bu seçimler her dönem için bir defada ve gizli oyla yapılır. Anayasa Mahkemesinin 07.07.2010 tarihinde vermiş olduğu iptal kararından sonra artık HSYK’na Yargıtay, Danıştay, Türkiye Adalet Akademisi,adli ve idari yargı hakimleri tarafından üye seçimi yapılırken her mensubun bir adaya oy verme şartı kalkmıştır. İsteyen mensup birden fazla kişiye oy verebilecektir.
            - Kurulun, Adalet Bakanı ile Adalet Bakanlığı Müsteşarı dışındaki asıl üyeleri, görevlerinin devamı süresince; kanunda belirlenenler dışında başka bir görev alamazlar veya Kurul tarafından başka bir göreve atanamaz ve seçilemezler.
            - Kurulun yönetimi ve temsili Kurul Başkanına aittir. Kurul Başkanı dairelerin çalışmalarına katılamaz.
- Kurul, kendi üyeleri arasından daire başkanlarını ve daire başkanlarından birini de başkanvekili olarak seçer. Başkan, yetkilerinden bir kısmını başkanvekiline devredebilir.
            - Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.
            - Hâkim ve savcıların görevlerini; kanun, tüzük, yönetmeliklere ve genelgelere (hâkimler için idarî nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme; görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemleri, ilgili dairenin teklifi ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanının oluru ile Kurul müfettişlerine yaptırılır. Soruşturma ve inceleme işlemleri, hakkında soruşturma ve inceleme yapılacak olandan daha kıdemli hâkim veya savcı eliyle de yaptırılabilir.
            - Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz. Bu değişiklik hükmü ile artık HSYK’nın hakim ve savcıların meslekten ihraç edilmelerine ilişkin kararlarına karşı yargı yolu açılmıştır. Ancak terfilere, atamalara, meslekten çıkarma dışındaki disiplin cezalarına ilişkin HSYK kararlarına karşı ise yargı yolu açılmamıştır.
            - Kurula bağlı Genel Sekreterlik kurulur. Genel Sekreter, birinci sınıf hâkim ve savcılardan Kurulun teklif ettiği üç aday arasından Kurul Başkanı tarafından atanır. Kurul müfettişleri ile Kurulda geçici veya sürekli olarak çalıştırılacak hâkim ve savcıları, muvafakatlerini alarak atama yetkisi Kurula aittir.
            - Adalet Bakanlığının merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında geçici veya sürekli olarak çalıştırılacak hâkim ve savcılar ile adalet müfettişlerini ve hâkim ve savcı mesleğinden olan iç denetçileri, muvafakatlerini alarak atama yetkisi Adalet Bakanına aittir.
-         Kurul üyelerinin seçimi, dairelerin oluşumu ve işbölümü, Kurulun ve dairelerin görevleri, toplantı ve karar yeter sayıları, çalışma usul ve esasları, dairelerin karar ve işlemlerine karşı yapılacak itirazlar ve bunların incelenmesi usulü ile Genel Sekreterliğin kuruluş ve görevleri kanunla düzenlenir[10].
            Aslında 5982 sayılı Yasa’nın 22. maddesiyle HSYK’da çok önemli değişiklikler yapılmış ve özellikle HSYK’nın oluşumu aşamasında taşradaki hakim ve savcılara da söz hakkı tanınmıştır.
 
           23- 1982 Anayasası’nın 166. maddesi, “Ekonomik Hükümler” üst başlığı altında “Planlama” başlığını taşımaktaydı. 5982 sayılı Yasa’nın 23. maddesiyle madde başlığı “Planlama; Ekonomik ve Sosyal Konsey” şeklinde değiştirilmiş ve madde metnine, “Ekonomik ve sosyal politikaların oluşturulmasında hükümete istişarî nitelikte görüş bildirmek amacıyla Ekonomik ve Sosyal Konsey kurulur. Ekonomik ve Sosyal Konseyin kuruluş ve işleyişi kanunla düzenlenir.”  şeklindeki fıkra eklenmiştir. Anılan maddede yapılan değişiklikle birlikte Ekonomik ve Sosyal Konsey anayasal temele kavuşturulmuştur.
 
     24- 5982 Anayasası’nın 24. maddesiyle 1982 Anayasası’nın geçiçi 15. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Yürürlükten kaldırılan maddeye baktığımızda; “12 Eylül 1980 tarihinden, ilk genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlık Divanını oluşturuncaya kadar geçecek süre içinde, yasama ve yürütme yetkilerini Türk milleti adına kullanan, 2356 sayılı Kanunla kurulu Milli Güvenlik Konseyinin, bu Konseyin yönetimi döneminde kurulmuş hükümetlerin, 2485 sayılı Kurucu Meclis Hakkında Kanunla görev ifa eden Danışma Meclisinin her türlü karar ve tasarruflarından dolayı haklarında cezai, mali veya hukuki sorumluluk iddiası ileri sürülemez ve bu maksatla herhangi bir yargı merciine başvurulamaz. Bu karar ve tasarrufların idarece veya yetkili kılınmış organ, merci ve görevlilerce uygulanmasından dolayı, karar alanlar, tasarrufta bulunanlar ve uygulayanlar hakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.” şeklindedir. Anılan değişiklikle birlikte 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra zarar görenlere bu zararlarının tazminini isteme ve bu süreçte suç işleyen fiilleri işleyenlerinde bu fiillerinden dolayı yargılanması yolu açılmıştır.
   
   25- 5982 Anayasasının 25. maddesiyle Anayasa Mahkemesi ve HSYK ile ilgili iki geçiçi madde kabul edilmiştir.
   
   26- 5982 sayılı Yasa’nın 26. maddesi ise, kanunun yürürlüğü girme zamanını yayım tarihi olarak belirlemiş ve halk oylamasına tümünün götürüleceği hükme bağlanmıştır. Burada yayım tarihi ifadesiyle kastedilen, cumhurbaşkanınca halkoyuna sunulmak amacıyla 13.05.2010 tarihli resmi gazetede yayım tarihi değil, halk oylamasından sonra kabul edilmesi halinde yayımlandığı resmi gazete tarihidir. 
 
B-    Referandum ve Referandum Tarihi Meselesi
1982 Anayasası’nın 175. maddesi “Anayasa’nın Değiştirilmesi, Seçimlere ve Halk Oylamalarına Katılma” başlığını taşımaktadır. Anılan maddenin 4. fıkrasında; “Meclisce üye tamsayısının beşte üçü ile veya üçte ikisinden az oyla kabul edilen Anayasa değişikliği hakkındaki Kanun, Cumhurbaşkanı tarafından Meclise iade edilmediği takdirde halkoyuna sunulmak üzere Resmi Gazetede yayımlanır.” hükmü, 6. fıkrasında da, “Halkoyuna sunulan Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların yürürlüğe girmesi için, halkoylamasında kullanılan geçerli oyların yarısından çoğunun kabul oyu olması gerekir.” hükmü yer almaktadır. Maddeye baktığımızda, 330 ile 376 milletvekili sayısı aralığında kabul edilen bir anayasa değişikliği Cumhurbaşkanınca meclise iade edilmediği takdirde halk oylamasına sunulması zorunludur. Halk oylamasında geçerli oyların yarısından bir fazlasını alan değişiklik kabul edilmiş sayılacak ve ancak bu tarihten sonra yürürlüğe girecektir. Anılan anayasa hükmü özellikle 5982 sayılı Yasa ile kabul edilen değişiklikle birlikte daha fazla önem arz etmektedir. Buna göre, 376’dan daha az oyla kabul edilen 5982 sayılı Yasa Cumhurbaşkanınca halkoylamasına sunulmuştur. 5982 sayılı Yasa’nın halk oylamasında geçerli oyların yarısından bir fazlasıyla kabul edilmesi halinde yürürlüğe girecektir.
5982 sayılı Yasa sayın Cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra 13 Mayıs 2010 gün ve  27580 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olup referandum (halk oylaması) tarihinin belirlenmesi konusunda Yüksek Seçim Kurulu’nun kararı beklenmiş, Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığı 13/5/2010 gün ve 317 sayılı kararı ile referandum tarihini 12.09.2010 olarak belirlemiş ve anılan karar 13.05.2010 gün ve 27580 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Anılan Yüksek Seçim Kurulu kararına baktığımızda;
“….Cumhurbaşkanlığının 12/5/2010 tarihli yazısında; Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nca 7/5/2010 tarihinde kabul edilen 5982 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”, Anayasa’nın 175 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, halkoyuna sunulmak üzere Resmî Gazete’de yayımlanması için Başbakanlığa gönderildiğinden, Anayasa’nın 175. maddesi ve 3376 sayılı Kanun uyarınca gereğinin yapılmasının istenildiği anlaşılmaktadır.
          5982 sayılı Kanun 13/5/2010 tarih ve 27580 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında 3376 sayılı Kanunun 2. maddesi hükmü gereği Anayasa Değişikliği Kanununun Resmî Gazete’de yayımını izleyen belirlenmiş olan günden sonraki ilk Pazar günü yapılması öngörülmektedir.
          Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında 3376 Sayılı Kanun, 3/3/2010 tarih ve 5955 Sayılı Kanunla değiştirilmiş ve bu Kanun 9/3/2010 tarihli ve 27516 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 5955 Sayılı Kanun, 3376 sayılı Kanunun 2. maddesinde yer alan 120 günü 60 güne, 6. maddesinde yer alan 40 günü 20 güne indirmiştir.
          Anayasanın,      67. maddesinin son fıkrasında; “Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz.” 79. maddesinin son fıkrasında;         “Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halkoyuna sunulması, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi işlemlerinin genel yönetim ve denetimi de milletvekili seçimlerinde uygulanan hükümlere göre olur.” 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun,  1. maddesinde; “Özel kanunlarına göre yapılacak milletvekili, il genel meclisi üyeliği, belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, muhtarlık, ihtiyar meclisi üyeliği, ihtiyar heyeti üyeliği seçimlerinde ve Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halk oyuna sunulmasında bu Kanun hükümleri uygulanır.” Ek 5. maddesinde; “Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halk oyuna sunulmasında kullanılacak olan oy pusulalarının şekli; oy verme, oyların sayım ve dökümü, geçersiz oyların tespiti, sonuçların tutanağa geçirilmesi, ilçe, il ve Yüksek Seçim Kurulunca yapılacak birleştirme işlemleri; halk oyuna sunulan kanunla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisindeki çoğunluk ve azınlık görüşleri ile Cumhurbaşkanının görüşünün ve halk oyu sonuçlarının Türkiye Radyo ve Televizyonları aracılığı ile seçmenlere açıklanması ilkeleri bu Kanunda yer alan benzer hükümler dikkate alınarak Yüksek Seçim Kurulunca tespit ve ilan edilir.”            3376 Sayılı Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanunun, 1. maddesinde;“Anayasa gereğince yapılacak olan halk oylamalarında bu Kanun hükümleri uygulanır. Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri tatbik edilir.” Hükümleri yer almaktadır.
          Anayasa ve anılan Kanunların bu hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; 1- Anayasa değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanun, Anayasanın 67. maddesinin son fıkrasında ifade edilen seçim kanunları kapsamında olduğundan, Anayasanın 67. maddesinin son fıkrası hükmü gereği seçim kanunlarındaki değişiklikler yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmayacağından; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında 5982 sayılı Kanunun, Anayasanın 175 ve 3376 Sayılı Kanunun 2. maddesi hükümleri gereği halkoylamasında uygulanacak sürenin 120 gün olmasına ve halkoylamasının  12/9/2010 Pazar günü yapılmasına,… ” şeklinde olduğunu görmekteyiz.
          Yüksek Seçim Kurulu’nun anılan kararı da oldukça tartışılmış kimileri bu kararı yerinde ve doğru bulurken, kimileri de eleştirmiştir. Kararı doğru bulanlara göre, referandum süresini 120 günden 60 güne düşüren yasa değişikliği de seçim kanunlarında yapılan değişiklikler kapsamında sayılacağından 1 yıl içinde ya
0 defa okundu...

Yazarın Diğer Yazıları

Yorum Ekle

Ad Soyad *
Eposta *
Başlık *
Yorumunuz *
Beni hatırla
* Doldurulması zorunlu alanlar.
SORULARINIZI İLETİŞİM SAYFASINDAN GÖNDEREBİLİRSİNİZ
Başkandan Mesaj
YEREL YÖNETİMLERDEKİ
MAHALLİ İDARELER DERNEĞİMİZİN GÖREVİ

Demokrasiyi algılamak ve uygulamak, çağdaş bir medeniyette yaşayan herkesin görevi ve önceliği olmak durumundadır. Yerel yönetimler vatandaşa en yakın durumda olan en alt düzeydeki yönetim birimleridir.

İnsan ihtiyaçlarının çok ve çeşitli olması, yerel halkın müşterek ihtiyaçlarını karşılamak görevi i..
Devamı...



Osman USTA
ÖZÜRLÜLERİN DEVLET MEMURLUĞUNA ALINMA ŞARTLARI İLE YAPILACAK YARIŞMA SINAVLARI HAKKINDA YÖNETMELİKT
3 Eylül 2010 CUMAResmî GazeteSayı : 2769..
6009 sayılı Kanunla G. V. K./103.madi yeniden düzenlenmiş ve yapılan değişik
4 Ağustos 2010 ÇARŞAMBAResmî GazeteSayı ..
4857 Sayılı Kanunun 108. Mad. İstinaden Uygulanacak İdari Para Cezaları Değişti
28 Temmuz 2010 ÇARŞAMBAResmî GazeteSayı ..
İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelikde Değişiklik Yapıldı.
25 Temmuz 2010 PAZARResmî GazeteSayı : 2..
Sözleşmeli Personel Ücretleri (2010 ikinci altı ay)
5793 sayılı Kanunun 46 ncı maddesi ile 5..
Belediye sınırları içinde kaynak suyu izniyle çıkarttığı suyun satışı (Yargıtay Kararı)
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden: Esas No :..
YENİLEME ALANLARI OLARAK BELİRLENEN VE ONAYLANAN PROJELER
BAKANLAR KURULU KARIIYLA UYGULAMAYA GİRE..
Giyecek Yardımı Yönetmeliğinin Uygulanması
T.C.MALİYE BAKANLIĞIBütçe ve Mali Kontro..
Devamlı mahiyetteki işyeri sigortalıları ile yapılan veya piyasadan hazır halde alınıp satılan
Devamlı mahiyetteki işyeri sigortalıları..
Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tec. Önl.Hak.Kanunun Uyg. Şekl.Es.Da.Yönt. Değ.Yapılmasına Dair
2 Temmuz 2010 CUMAResmî GazeteSayı : 276..
Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği Sıra No:392
2 Temmuz 2010 CUMAResmî GazeteSayı : 276..
İSKÂN KANUNU UYGULAMA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK
8 Mayıs 2010 CUMARTESİResmî GazeteSayı :..
Taşınmaz ve taşınmaz niteliği taşıyan mal ve hakların satışında katma değer vergisi uygulaması.
Taşınmaz ve taşınmaz niteliği taşıyan ma..
YAPIM İŞLERİ İHALELERİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAP.D.YÖNETMELİK
26 Haziran 2010 tarih ve 27623 sayılı Re..
Anyasa Değişikliği Neler Getiriyor
ANAYA DEĞİŞİKLİĞİ
Anayasa Değişikliğinin Halk Oyuna Sunulmasında Sandık Kurullarının Görev ve Yetkileri
ÖRNEK: 135/112 EYLÜL 2010 PAZAR GÜNÜ YAP..
53939 S.Belediye Kan. Değişiklik Yapıldı.
24 Haziran 2010 PERŞEMBE Resmî Gazete Sa..
Belediye Kanunu ve Büyükşehir Belediye Kanunda bazı maddeleri Anayasa Mah. İptal Etti
5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu'n..
Taşınır Mal Yönetmeliğinde Değişiklik Yapıldı.
19 Haziran 2010 CUMARTESİResmî GazeteSay..
Konsolosluk harçları yeniden belirlendi.
20 Haziran 2010 PAZARResmî GazeteSayı : ..
Pasaport bedeli yeniden belirlendi
20 Haziran 2010 PAZARResmî GazeteSayı : ..
Aile hekimliğinde katılıp payı kaldırıldı.
T.C.MALİYE BAKANLIĞIBütçe ve Mali Kontro..
Belediye projelerine öncelik verilmesi
İÇİŞLERİ BAKANIMIZ SAYIN BEŞİR ATALAY İM..
Genel Başkanımız Osman USTA'nın Basın Açıklaması
GENEL BAŞKANIMIZ OSMAN USTA'NIN BASIN AÇ..
Belediye Zabıta Yönetmeliği hk.
T.C.İÇİŞLERİ BAKANLIĞIMahalli İdareler G..
Belediye Payları Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylülde borçları kesilmeyecek
BAKANLAR KURULU KARARI[1] Karar Sayısı :..
Fazlaya ilişkin hacizler
GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞISosyal Sigorta..
Vergi Kimlik Numarasının Kullanımı Hk.
VERGİ KİMLİK NUMARASI GENEL TEBLİĞİ[1](S..
belediyeler ve bunlara bağlı kuruluşların borçları
T.C. SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞISo..
Büyükşehir ve İl Özel İdareleri ve Belediyeler ...
Bakanlar Kurulu Kararı 20 Mayıs 2010 tar..
Toplu Taşımada Özürlülere İndirim
Bakanlar Kurulu Kararı 20 Mayıs 2010 tar..
Belediyeler ve İl Özel İdareleri Sahte Faturaya Karşı Uyardık
MAHALLİ İDARELER DERNEĞİ GENEL BAŞKANLIĞ..
Sigorta İşlemleri Yönetmeliği
12 Mayıs 2010 ÇARŞAMBAgünlü Resmi Gazete..
Karayolları Trafik yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönt.
1 Mayıs 2010 CUMARTESİResmî GazeteSayı :..
SGK ya kimlik bilgilerinin bildirilmesi
RESMİ GAZETE21 Nisan 2010 ÇARŞAMBAResmî ..
İl özel idareleri, büyükşehir belediyeleri ile belediyeler ve bunlara bağlı kuruluşların borçları
T.C. SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI S..
İhtiyaç Fazlası Personel
ihtiyaç Fazlası Personel hakkında genelg..
D.V.K.uygulamasında nüsha ve suret ayrımı
Tarih30/03/2010SayıDV-19/2010-1/ Nüsha v..
BAŞBAKANLIK-TUBİKAT GENELGESİ
Konu : BTYK KararlarıGENELGE[1]!--[endif..
4/12/2009 tarihli ve 2009/15641 sayılı Kararnamenin eki Kararda değişiklik
30 Mart2010 SALI Resmî Gazete Sayı : 275..
HAL KANUNU
SEBZE VE MEYVELER İLE YETERLİ ARZ VE TAL..
AFRİKA STATEJİSİ
GENELGE[1]2010/7 Ülkemizin çok yönlü ve ..
2010 YILI MALİ TAKVİM
OCAK- Maliye Bakanlığınca (Bütçe ve Mali..
DERĞİMİZİN ŞUBELERİ AÇILMAKTADIR.
MAHALLİ İDARELER DERNEĞİMİZ;KAMU YARARI ..
Bugünkü ziyaretçi sayısı   : 10
Toplam ziyaretçi sayısı     : 11824